Hutbeleri izleme serimizin ikinci yazısına hoş geldiniz…

Bu hafta Diyanet İşleri Başkanlığı cuma hutbesinde daha sakin bir ton belirlemiş, kadınlara doğrudan had bildirmemiş olsa da hutbedeki ironik ifadeleri ele almak, kesintisiz bir ısrarla bu yazıları yazmak boynumuzun borcu.

Bu haftaki (22 Ağustos 2025 tarihli) hutbenin konusu ibadet. Başlık ise “İbadet; ruha sekinet, topluma huzur verir”. Bu hutbede en ilgi çekici ve bir o kadar da ironik olan, alttan alta geçtiğimiz haftaki hutbenin miras hususundaki büyük fiyaskosunu[1] da bize hatırlatan kısmı şöyle: “İnsanları aldatmadan, faiz, yalan, stokçuluk gibi günahlara dalmadan, kul ve kamu hakkına bulaşmadan dürüst çalışmak da bir ibadettir.”

Diyanet’in 19 Nisan 2024’te açıkladığı 4 yıllık stratejik plana dair görüşlerimizi içeren sosyal medya paylaşımımızda Diyanet İşleri Başkanlığı’nın (prensiben) işinin yurttaşların din ve inanç özgürlüğü kapsamında ihtiyaç duyduğu tüm kaynakları kişilere iletmek, farklı inanç-inançsızlık gruplarının haklara eşit erişimi için aracılık etmek olduğunu hatırlatmıştık. Buradan hareketle şu soruları sorma hakkımız olduğunu düşünüyoruz:

  • Yukarıda ifade ettiğimiz görev tanımıyla bir kurumun inanç özgürlüğü adı altında kendileri hariç herkese, en çok da kadın ve LGBTİ+’lara nefret söylemleri yaygınlaştırması, hatta nefrete yatırım yapması insanları aldatmak değil midir?
  • Kadınlara eşit miras hakkı verilmemesini salık veren, kadınların da haklarını aradıklarında kul hakkına bulaşacağını iddia eden Diyanet, kul hakkına bulaşmış olmuyor mu?
  • Diyanet, Sünni Müslüman tekil bir din yorumunu dayatırken kendinden farklı hiçbir yoruma alan tanımayarak farklı Kur’an meallerini toplatmaya varacak bir tektip Müslümanlığı bize dayatırken kul hakkına girmiş olmuyor mu?

Belki bu sorular malumun ilanı ama bir devlet kurumu olarak Diyanet’in hukuka aykırı açıklama yapma haddini kendisinde gördüğü bir yerde bu soruları ısrarla sormak da bizim sorumluluğumuz. Bu sorumluluğumuzu yerine getirmek, eşitlik talebimizi her seferinde tekrar tekrar hatırlatmak da ibadetimiz.

Buradan hareketle hutbede başlangıçta referans verilen hadisin bize hatırlattığı bir diğer husus üzerinde de durmadan geçemeyeğiz. Hadiste ibadetle birlikte Allah’a ortak koşmamak eşdeğer öneme sahip: “Allah’ın, kulları üzerindeki hakkı, kulların O’na ibadet etmeleri ve hiçbir şeyi O’na ortak koşmamalarıdır. Böyle yapmaları halinde kulların Allah üzerindeki hakkı ise, onlara Allah’ın azap etmemesi ve onları cennetine koymasıdır.” Sevgili amina wadud Toplumsal Cinsiyet Cihadı (Inside Gender Jihad) kitabında erkekleri kadınlardan üstün tutmanın Allah’a ortak koşmak olduğunu şöyle anlatıyor: “Bir kişi kendisini bir başkasının ‘üstünde’ konumlandırmaya çalıştığında, bu ya ilahî varlığın ortadan kaldırıldığı ya da göz ardı edildiği anlamına gelir ya da kendisini başkalarının üzerinde hayal eden kişi, şirkin bencilliğine kapılmış olur.” Biz de bu cuma duamızı bu konudan yana yapalım: Allah erkekleri şirk koşmaktan ıslah etsin.

Gelecek hafta görüşmek üzere.


[1] Geçen haftaki yazı için bkz. https://havlekadin.org/feminist-bilgi/kul-hakki-atesten-gomlek-ise-bize-bu-gomlegi-kim-giydirdi/