Diyanet bu haftaki hutbesinde son zamanlarda özellikle kadın bedenini denetim altında tutmak için sıklıkla başvurduğu iki kavramı bir araya getirerek bir aile ahlakı anlatısı koyuyor önümüze. Kuran’dan bir ayeti referans göstererek aileyi sevgi ve saygı, şefkat ve merhamet ocağı olarak tanımlıyor. Peygamberin ailesine karşı zarif ve nazik tutumunu bizlere hatırlatıyor.
Buradan sonra bekliyoruz ki ailedeki erkekler muhatap alınsın, peygamber örneği üzerinden erkeklere bir ders verilsin. Denilsin ki, merhamet ve şefkat kaynağı olan ocaklarınızda ailenizdeki kadınların/kızların seçimleri, bedenleri, yapıp ettikleri sizlerin onlara uyguladığınız psikolojik/fiziksel/ekonomik şiddeti meşru kılmaz. Aile babası olmak size duygulardan arınmış bir baskı, otorite, had bildirme, sindirme ayrıcalığı sunmaz. Merhamet, şefkat, sevgiye dayalı fedakarlığın duygusal yükünü ailenizdeki kadınlarla – annelerle, eşlerle- paylaşmak sizlerin görevi. Çünkü istiyoruz ki, yıllardır muhatabı olduğumuz bütün bu görevlerin dağılımı ailede kadın-erkek fark etmeden eşit bir şekilde yapılabilsin. Çünkü istiyoruz ki, Allah’ın adaletini yalnızca kendilerine hak gören erkekler -diyanet aracılığıyla- aile olmanın bütün yükünü kadınların omuzlarına boca etmesin. Biz bunları diliyoruz ama diyanet bize peygamberin aile ahlakını örnek gösterdikten hemen sonra ahlak, aile falan derken asıl niyetinin ne olduğunu açık ediyor ve ocağın fitilini ateşliyor.
Ailenin merhameti, sevgisi sanki hiç bu hutbenin konusu olmamış gibi nefreti, öfkeyi, düşmanlığı besleyerek bir grubu, yaşam tarzını hedef gösteren söylemlerine geçiyor. Ve sonuçta diyor ki aile olacaksanız, bizim çizdiğimiz sınırlarla, rollerle, emek sömürüsüyle olacaksınız. Diyanet bize merhametin, sevginin, şefkatin üslubunda bile yer bulamadığı hutbesinde adeta bir aile babası gibi emrediyor; “Aile olacaksınız, ailenizdeki erkekler/babalar peygamber ahlakına sahip olmasa da, ailenin kızları, kadınları olarak sizler üzerinde otorite kurarak şiddet göstermeyi kendilerine hak görseler de siz AİLE olacaksınız.” Tıpkı bir aile babası gibi bizi seçeneksiz bırakarak “ya sözümü dinleyeceksiniz ve aile olacaksınız ya da bu diyardan gideceksiniz” diyor. Ama bilmiyor ki biz bu diyardan ve diyanetten çoktan gittik. Üstelik o sözünü ettiğiniz güzel aileleri yıkıp yenilerini sizin çizdiğiniz sınırların dışına taşırarak tam da istediğimiz ve ihtiyaç duyduğumuz yerden kendi ellerimizle yeniden kurduk..
Ve biz siz yokken daha çok aileyiz, dayanışmamızla, şefkatimizle, merhametimizle, sevgimizle, aşkımızla en çok da siz yokken aileyiz.